Ahmet Taş

Yalnızken Ölümler

Ahmet Taş

Son yıllarda dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de yalnız yaşayan insanların sayısı hızla artıyor.

Kentleşmenin artması ve büyük aile yapısının yok olması devamında evlenme aile kurma refleksinin azalması ile insanlar daha çok yalnızlaşıp yalnız yaşamaya başladılar. Bir yandan yalnız yaşama diğer yandan nüfusun yaşlanması ile yalnız yaşayan tek kişilik hane sayısı da hızlı artmaya başladı.

Yalnız yaşayan insanların da ne yazık ki ölümleri de çevrelerinden toplumdan habersiz (Yalnız ölümler) olarak kayıtlara geçmeye hatta bir kısmının ölümlerinden insanlar aylar, yıllar sonra haberdar olmaya başladı.

Geçenlerde gazetelere bu konu ile ilgili bir haber yansıdı. Haberi ulusal gazetelerden birinde kıymetli bir yazarımız köşesine taşıdı. Habere göre İzmir'de yalnız yaşayan bir hanımefendi vefat etmiş, ölümü yıllar sonra fark edilmiş. Yani kadın yalnız başına yaşarken ölmüş ve ölümünden çevresi yıllar sonra haberdar olmuş. Çok acı ve acı olduğu kadar da düşündürücü bir olay.
Kamuoyuna yansıyan istatistiklere göre Japonya'da 2024 yılının ilk yarısında 40 bin insan yalnız yaşarken ölmüş, 4 bin kişinin ölümünden 1 ay sonra haber alınmış, 130 kişinin ölümü ise bir yıl sonra fark edilmiş.

Güney Kore'de ise 2023'te yalnız yaşarken ölüm vakası 3700 olmuş bu ülkede her 100 ölümden ikisi yalnız yaşarken ölüm olayı olarak ortaya çıkmış bulunuyor. Ayrıca yalnız ölüm vakalarının %14'ü intihar ederek ölüm olarak istatistiklere yansımış bulunuyor.

Avrupa Birliği ülkelerine gelince Avrupa ülkelerinde 2023 yılında yalnız yaşayan insan sayısı 74 milyona ulaşmış bulunuyor. Bu AB nüfusunun %37'sini oluşturuyor ve bunların büyük bölümü 65 yaş üzeri insanlardan oluşuyor. Bunlar arasında yalnız, çevreden habersiz ölümler yazık ki günden güne artıyor.

Türkiye'de ise 2024 verilerine göre 65 yaş üzeri nüfus sayısı %10.6'yı bulmuş bulunuyor. Bu büyük bir oran olsa gerek. Ülkemizde son istatistiklere göre tek kişilik hane sayısı 6 milyon sınırına dayanmış bulunuyor. Bunların önemli bir bölümü eşi ölmüş erkek ya da kadınlardan oluşsa da büyük bir bölümü hiç evlenmemiş ya da evlenmek istemeyen, yalnız yaşamayı tercih eden insanlarımızdan oluşuyor.

Bu istatistikler değişen hayat şartları, geçim şartları, teknolojik gelişmeler, ekonomik zorluklar, aile olma olgumuzun zayıflaması ve diğer sebepler dünyada olduğu gibi bizde de yalnız yaşama, yalnızlaşma sonuçta yalnız ölümlere sebep olan etkenler olarak ortaya çıkmaktadır.

Bir halk deyimimiz vardı “Yalnızlık Allah'a mahsustur ya da insan başı boş bırakmaya gelmez, yalnız olanın arkadaşı şeytandır.” diye. Gerçekten de insanın iyi gününde kötü gününde, varlıkta darlıkta hastalıkta eğer insan etrafına baktığında kimseyi göremiyorsa intihar ederek ya da yardımsızlıktan yalnız ölür ve ölümünden yakınları dahi kimsenin haberi olmaz ya da aylar yıllar sonra ceset bozulunca insanlar haberdar olur.

Ne edip etmeli devlet, sivil toplum, sermayedarlarımız, düşünce adamlarımız bu olayı ciddiyetle ele almalı bir yandan aile olmayı, aile fertlerinin birbirine sahip çıkması tedbirlerini alırken ileri yaşta yalnız yaşayan insanların bir arada yaşayacağı insana insan değeri veren yaşlı bakım merkezlerinin sayısı ve kalitesi artırılmalıdır.

Bu sayede bir yandan aile olma ve aile bağları güçlendirilirken diğer yandan ileri yaştakiler dahil yalnız ölümlerin vebalinden devlet ve millet olarak kurtulmuş oluruz.
Allah sonumuzu hayretsin, yalnızlıktan korusun inşallah
 

Yazarın Diğer Yazıları