Bazı kitaplar vardır ki, sadece bir hikaye anlatmakla kalmaz, insan ruhunun en derin köşelerine dokunur. John Steinbeck’in Fareler ve İnsanlar adlı eseri tam da böyle bir roman. Büyük Buhran’ın kasvetli günlerinde, hayalleri peşinde koşan iki mevsimlik işçi George ve Lennie aracılığıyla dostluk, umut ve çaresizliği çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
George akıllı, hızlı düşünen, sorumluluk sahibi bir adam. Lennie ise dev gibi güçlü ama zihinsel engeli nedeniyle çocuk saflığında biri. Onların ortak hayali, bir gün kendilerine ait bir çiftlik sahibi olmak ve özgürce yaşamak. Ancak Steinbeck’in dünyasında, hayaller çoğu zaman en büyük trajedilerin habercisi oluyor.Roman boyunca, toplumun acımasız gerçekliğiyle hayallerin kırılganlığı arasındaki ince çizgi hissediliyor. Ötekileştirilen karakterler yalnız siyahi Crooks, yaşlı Candy ve hayal kırıklıkları içinde kaybolmuş Curley’nin karısı her biri, dönemin katı sosyal yapısının ve bireyin yalnızlığının farklı bir yüzünü yansıtıyor.
Peki ya final? Kaçınılmaz son, okuru sarsan ama bir o kadar da düşündüren bir noktada düğümleniyor. George’un yaptığı seçim, sadece Lennie’nin kaderini değil, insan olmanın ağırlığını da simgeliyor. Bazen en büyük fedakarlık, en ağır yükü taşımaktır.
Steinbeck’in Fareler ve İnsanları, sadece bir dönemin hikayesi değil, bugün hala yankılanan evrensel bir trajedidir. Herkesin bir hayali vardır; ama bu dünyada, herkesin hayalini yaşatma şansı yoktur. Belki de en büyük gerçek, hayatın her zaman adil olmadığıdır.