Eskileri özlüyorum. Eski duyguları eski özlemleri kocaman bir eski var içimde. İnanır mısınız sırf bana geçmiş yıllarımdaki duygularımı hissettirdiği için önceki zamanlardaki şarkıları filmleri dizileri izliyorum. Önceden neşeliydik diyorum mutluyduk. Çok umutsuz başladım değil mi? Tabii ki yılların götürdüğü şeyler kadar getirdiği güzelliklerde var. Güzellik anlatmak bile şu zamanda çok tehlikeli oldu. Birinin gözü kalır mı biri bir şey yapar mı? Sevince ortak olmak kalmadı ki. Yaşam değişti, hayat değişti. Tadı kaldı mı bilmiyorum ama tuzunu biz ekliyoruz her defasında.
Her şey değişti. İnsanlar değişti, toplumun yapısı değişti, değerler birer birer kayboldu. Çocukluk yıllarında ne kadar huzurlu ve neşeliydik, değil mi? Bayramda şeker toplarken dünyaya dair kaygılarımız yoktu kavgalarımız yoktu. Daha önce insanların varlıklarını hissedebiliyorduk. İletişim daha doğal ve içtendi. Birlikte zaman geçirmek keyifliydi, sohbetler samimiydi. Şimdi ise çoğu ilişki, sanal dünyada, bir tık uzağımızda ve gerçek değil. Nerde yanlış yapıldı da yaşamın havası değişti. İşte özlüyorum derken sokakta oynayan çocukları görmeyi, o coşkulu 19 Mayısları ve kafa rahatlığını. Oysaki şimdi her şey çok daha karmaşık ve endişelerle dolu.
Gençler, şu anda sadece hayatta kalmak için mücadele ediyor. Okuldan sonra işe devam etmek, günü atlatabilmek için koşturuyorlar. Ruhu besleyecek, hayata dokunacak o renkli yanlar kaybolmuş gibi. "Hayatta kalmak için çalışıyorlar" artık çoğumuz sadece hayatta kalıyoruz. Şimdi dünya üzerindeki bütün kaygıları sırtlamış gibiyiz. Geçmişte bir yere kadar hep umut vardı, çocuklar gelecekteki yaşamları için güzel hayaller kurardı. Şimdi ise hayatta kalmak, sadece var olabilmek için bir adım atmak çoğumuzun tek derdi haline geldi. Gençler, hayatta kalma savaşına girmiş gibi, çoğu gün endişe içinde, dünyada var olabilecek olasılıkları düşünüyorlar. Düşünmekten başka çaremiz de yok zaten. Okuldan sonra işe gitmek, gelir elde etmek, faturaları hesaplamak, kira çıkarabilmek… Hepsi, sanki bir çarkın parçaları gibi. Günün sonunda belki birkaç saat uyuyup, tekrar aynı döngüye dönmek… Bütün bu çabalar, ruhu beslemek için değil bir gün daha rahat yaşayabilmek için..
Huzurdan güvenden bahsederken şuna da değinmek istiyorum. Önceden siz küçük bir çocuktan korkar mıydınız? Şahsen ben çocuk der koruyup kollardım. Aklı ermez onun der sahiplenirdim bile. Şimdilerde o kolladığımız çocuklardan korunur olduk. Cinayet yaşları 17 yaşına kadar indi. Ben kendi çocukluğumu hatırlıyorum da bizim için 17 yaş çok küçüktü. Herkesin reşit bile değil dediği yaşlardan şu an korkar olduk. Biz ne olduk? Bize ne oldu?